 |
|
 |
 |
Terör örgütlerinin
amaçları örgütlerin faaliyette bulundukları ülkelere ve kendilerini
yönlendiren merkezlere bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir.
Bilinen yaklaşımlar çerçevesinde
terörizmin amacını; hedef alınan rejimi, sistemi, şiddet yolu ile
yıkarak, yerine kendi ideolojileri doğrultusunda yeni bir yönetim
tesis etmek olarak belirtebiliriz. Bu yaklaşım terör
olaylarının hukuki davalarında açık bir şekilde belirtilmektedir.
Terör örgütleri, savundukları ideolojiye bağlı olarak, haksızlık ve
zulüm olarak gördükleri yönetim ve yöneticileri bertaraf etmeyi,
böylece daha mutlu ve adaletli bir hayat tarzını amaç edindiklerini
ileri sürmektedirler.
Bu uğurda kendilerini, haklarını
savundukları toplumun, kıymeti henüz tam bilinmeyen meçhul
savaşçıları ve fedakar gönüllüleri olarak görürler. Halkın bilinçli
olmaması nedeniyle, kendisi için yapılan iyi şeyleri
algılayamayacağı ve bu nedenle yürütülen harekete katılmasının
mümkün olmadığı, ancak zaman içerisinde bilinç kazanarak harekete
katılacağı ileri sürülür. Bu zamana kadar, azınlıkta olan bilinçli
kitlelerin, halk adına mücadeleyi yürütmesi, mücadeleye önderlik
etmesi gerektiği savunulur.
Neden bir takım insanlar
amaçlarına ulaşmada ölümü göze alıp, her türlü zorluk ve yokluğa
katlanarak, silahlı şiddet gibi oldukça zor bir maceraya
atılmaktadırlar? Bunun en büyük nedeni, mücadele verdikleri
düşmanları ile aralarındaki güç dengesizliğinde yatmaktadır. Hedef
alınan sistemin normal yollardan değiştirilmesinin imkansızlığı
silahlı mücadeleyi tek çare olarak göstermekte ve güç dengesizliğini
ancak terör eylemlerine başvurarak gidermeye
çalışmaktadırlar.
Ancak terörün kamuoyunda görünen amacı,
uzun vadede hedef aldığı siyasi rejimi devirmek gibi görünmektedir.
Böyle olunca, kısa vadede de bazı amaçlarının bulunması gerekir.
Terörizmin, birbiriyle iç içe geçmiş bulunan kısa dönem amaçlarını
şu şekilde özetlemek mümkündür.
Öncelikle hedef alınan rejimi ve siyasi iktidarı
yıpratmak, mevcut otoriteyi sarsmak. İç ve dış kamuoyunda davalarının duyurulmasını sağlamak
ve dikkatleri savundukları davanın üzerine çekmek. Oluşturdukları tedhişle, toplumun direnme gücünü kırarak
kendi davalarına karşı olumsuz duyarlılıkları ortadan kaldırmak ve
kitleleri itaate zorlamak. Kısmi güç ve otorite sağladıkları toplumda kendilerine
taraftar katılımı ve kitle desteği sağlamak.
Terör örgütlerinin eylemlerinin birinci aşamadaki
temel amaçları, halkın gözünde siyasal iktidarı yıpratmak ve
giderek, devletin manevi otoritesinin zayıflamasını
sağlamaktır. Öyle ki, bu otorite bunalımı bu kez de,
yöneticilerin yeteneksizliklerinin bir kanıtı olarak ileri sürülecek
ve yığınlar, mevcut iktidara karşı başkaldırıya itilecektir.
Kısacası, siyasal terörün kısa dönemdeki birinci amacı, merkezi
iktidarı felce uğratmak ve kamuoyunu yıldırmayı gerçekleştirmektir.
Terörizmin, bazı güçler tarafından, birtakım siyasi ve
ekonomik çıkarlar sağlamak için araç olarak kullanıldığı dikkate
alındığında ise, amaç oldukça farklı olmaktadır. Bu gibi durumlarda
terörizmin amacı, bir kazanım elde etmek amacıyla, hedef alınan ülke
ve toplumda, belirli ortamların oluşmasına aracılık
etmektir.
Türkiye gibi stratejik önemi
bulunan ülkelerin, terör ortamında tutulmasında, bazı devletler ve
birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğundan, terörün
amacı, sadece bu ortamın devamını sağlamaktır.
Dolayısıyla terör, bir siyasi mücadele aracı olarak, bir ülkenin bir
başka ülkeyi zayıflatması, destabilize etmesi için de
kullanılmaktadır.
Özellikle ekonomik açıdan
konuya yaklaşıldığında, terörle mücadelenin oldukça yüklü bir
maliyetinin bulunması, zaten kıt kaynaklara sahip ülkelerin, ülkenin
gelişimi ve ekonomisine yönelik harcaması gereken paraları terörle
mücadele alanına kaydırma zorunluluğu, terörün bir amacının da,
ekonomik açıdan ülkenin kaynaklarının verimli alanlarda
kullanılmasını engellemek olduğu, gerçeğini ortaya çıkartmaktadır.
Terör örgütlerinin eylem stratejileri arasında ekonomik hedeflerin
bulunması, bu alandaki eylemler ile mevcut rejimin tıkanmasını
sağlayarak halkın daha fazla tepki göstermesine zemin hazırlamak ve
böylece devrimci bilince sahip olmalarını hızlandırmak şeklindeki
yaklaşımları konuya açıklık getirmektedir.
Bazen terör, aynı
topraklar üzerinde yaşayan ve aynı kaderi paylaşan, farklı etnik
yapıya sahip olduğu iddia edilen unsurların, karşı karşıya
getirilmesini sağlayarak, ülke bütünlüğünü ve huzurunu bozmak,
şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Etnik yapının istismarı zaman içinde
teröre kaynak teşkil etmektedir. Yapay veya doğal, oluşan etnik yapı
teröre kaynak teşkil ettiğinde bu unsura karşı, toplumda zamanla
oluşmaya başlayan tepkiler, yavaş yavaş dışa vurulmaktadır. Terör
eylemleri sonucu açığa çıkan toplumsal duyarlılık, toplumun, terörün
kaynağını teşkil eden unsura karşı, ayrım gözetmeksizin, bilinçsiz
bir şekilde tepki duyması sonucunu doğurmaktadır. Böylece muhtemel
bir iç çatışmanın ilk sinyalleri de verilmeye başlanmış olmaktadır.
Toplumlarda farklı
kültürel altyapı ve dünya görüşüne sahip grupların, terör aracını
kullanarak, karşı karşıya getirilmek suretiyle çatıştırılmaya
çalışılmaları, dolayısıyla toplumun birlik ve bütünlüğünü, düzenini
bozma, terörün dikkati çeken bir başka amacı olarak karşımıza
çıkmaktadır. Türkiye’de alevi-sünni, laik-antilaik gruplaşmaları ve
bu gruplaşmaların çatışmaya itilmek istenmeleri, bu amaç
doğrultusunda ortaya çıkan sonuçlar olarak değerlendirilmelidir.
Terörizmin, kitlelere yönelik hedef
gözetmeyen şiddet eylemlerinde ise toplumun güven duygusu ortadan
kaldırılarak, halkın can derdine düşmesi amaçlanmaktadır.
Böylece kitlelerin terörizme karşı duyarlılıklarının yitirilmesi ve
güvenlik açısından devlet ile toplum arasında büyük bir uçurumun
meydana getirilmesi hedeflenmektedir.
Artan eksilen
oranlarda, her gün terörle karşı karşıya kalınan bir ülkede halk,
teröre ve terör örgütlerine karşı tepkisini farklı şekillerde ortaya
koymaya başlar. Bu tepki bazen tamamen bir tepkisizliği
doğurabildiği gibi, bazen de halkı, terörü oluşturan örgüt
neticesindeki olaylara karşı şiddet hareketlerine itebilmektedir.
Teröristler kendi
amaçlarına uygun tepkiler oluşturmaya çalışırlar. Teröristler için hareket değil hareketin
oluşturacağı etki önemlidir. Bu nedenle, terör
olaylarının bir çoğunda teröristin kurbanları ile arasındaki
ilişki soyut bir haldedir. Terörist kurbanlarına karşı
kayıtsız bir şekilde hareket etmektedir. Kurbanın kişiliği pek çok olayda önem taşımaz,
önemli olan kurbanın temsili bir özellik taşımasıdır. Bu durum
terörizmin ahlak dışılığını gösteren önemli bir noktadır.
Terör örgütleri kamuoyuna
seslerini duyurabilmek için propaganda (reklam) peşindedirler.
Örgütsel faaliyetlerini gündeme getirebilecek, kendilerinin ve
düşüncelerinin canlı kalmasını sağlayacak her türlü harekete
katılmaktadırlar. Ülkemizde terör örgütlerinin bazı kişilerin
cenazelerine sahip çıkması, çeşitli sebeplerle mağdur olan insanlara
sahip çıkıyor görülmeleri, o kişiler ve olaylar üzerinden, kendi
seslerinin duyurulmasını sağlamaya yönelik girişimlerdir. Bu açıdan bakıldığında terör örgütleri, amaçlarına
hizmet edecek her türlü olayı istismar etmek
peşindedirler.
Burada şu sonuç ortaya
çıkmaktadır: Terörist girişimde önemli olan husus, giriştiği
operasyonun büyüklüğü değil, yarattığı veya yaratacağı yankının
büyüklüğüdür.
|
 |
 |
|
 |
|